Alexithymia (Duygusal Körlük) Nedir?

Alexithymia (Duygusal Körlük) Nedir?

Alexithymia, kişinin kendi duygularını fark etme, tanımlama ve sözel olarak ifade etme konusunda zorlanmasıyla ilişkili bir kişilik özelliği veya psikolojik durumdur. Türkçede zaman zaman “duygusal körlük” olarak ifade edilse de alexithymia kelimesi tıbbi anlamda görme ile ilgili bir problemi anlatmaz. Daha çok kişinin içsel duygusal deneyimlerini anlamlandırmakta güçlük yaşamasını ifade eder. Duyguların hiç bulunmadığı bir durumdan ziyade, duygusal sinyalleri fark etme ve bunları anlamlı biçimde ifade etme konusunda yaşanan güçlük ön plandadır.

Alexithymia yaşayan bir kişi öfkeli, üzgün, kaygılı veya mutlu olabilir ancak yaşadığı duygunun ne olduğunu açıkça ifade etmekte zorlanabilir. Örneğin “Kendimi kötü hissediyorum” diyebilir fakat bu kötü hissetmenin üzüntü, kaygı, hayal kırıklığı veya öfke ile ilişkili olup olmadığını ayırt edemeyebilir. Bazı kişilerde duyguların bedensel belirtileri daha belirgin olabilir. Kalp çarpıntısı, mide rahatsızlığı, kas gerginliği veya huzursuzluk gibi fiziksel hisler yaşanırken bunların duygusal bir durumla bağlantısı hemen fark edilmeyebilir.

Alexithymia, tek başına herkes için aynı şekilde ortaya çıkan bir hastalık olarak değerlendirilmemelidir. Bazı kişilerde belirgin bir özellik olarak bulunabilirken bazı psikolojik veya nörogelişimsel durumlarla birlikte de görülebilir. Ayrıca kişinin duygularını ifade etmekte zorlanması her zaman alexithymia olduğu anlamına gelmez. Kültürel yapı, yetişme tarzı, stres, travmatik deneyimler, kişilik özellikleri veya iletişim alışkanlıkları da kişinin duygularını ifade etme biçimini etkileyebilir.

Alexithymia Belirtileri ve Duygusal Körlük Nasıl Anlaşılır?

Alexithymia belirtilerinin başında duyguları tanımlamakta zorlanma gelir. Kişi bir olay karşısında belirgin bir tepki verdiğini fark edebilir ancak bu tepkinin hangi duyguya karşılık geldiğini anlamakta güçlük yaşayabilir. “Üzgünüm”, “kızgınım” veya “endişeliyim” demek yerine yalnızca “bir sorun var” şeklinde genel ifadeler kullanabilir. Bu durum özellikle duygusal iletişimin yoğun olduğu ilişkilerde fark edilebilir.

Duyguları ayırt etmek de zor olabilir. Örneğin kaygı ile heyecan, öfke ile hayal kırıklığı veya üzüntü ile yalnızlık bazı kişiler tarafından birbirine yakın deneyimler olarak algılanabilir. Duygular birbirinden tamamen bağımsız olmadığı için bu ayrımı yapmak herkes açısından zaman zaman zor olabilir. Alexithymia söz konusu olduğunda ise bu güçlük daha sürekli ve belirgin hale gelebilir.

Duyguları sözel olarak ifade etmekte yaşanan zorluk, kişinin duygusal deneyim yaşamadığı anlamına gelmez. Alexithymia hakkında yaygın yanlış düşüncelerden biri, bu özelliğe sahip kişilerin duygusuz olduğu yönündedir. Oysa kişinin içinde güçlü bir duygusal tepki oluşabilir ancak bunu anlamlandırmak veya karşı tarafa aktarmak zor olabilir. Bu nedenle “duygusal körlük” ifadesi kullanılırken bunun mecazi bir tanım olduğu unutulmamalıdır.

Bedensel belirtilere odaklanmak da alexithymia ile ilişkilendirilebilen özelliklerden biridir. Kişi stresli olduğunda mide ağrısı, baş ağrısı, göğüste sıkışma, terleme veya kas gerginliği yaşayabilir. Ancak “Kaygılıyım” demek yerine “Mideme ağrı giriyor” şeklinde durumu fiziksel bir belirti üzerinden açıklayabilir. Duygu ile bedensel tepki arasındaki bağlantıyı kurmak zorlaştığında kişi yaşadığı deneyimi anlamlandırmakta daha fazla güçlük çekebilir.

Hayal kurma ve içsel düşüncelere erişim biçimi de bazı kişilerde farklı olabilir. Alexithymia araştırmalarında kişinin duygusal imgeler oluşturma ve iç dünyasını ayrıntılı biçimde ifade etme konusunda güçlük yaşayabildiği belirtilmektedir. Ancak bu durum her alexithymia özelliği taşıyan kişinin hayal gücünün düşük olduğu anlamına gelmez. Duygusal deneyimi zihinsel olarak işleme biçimi kişiden kişiye değişebilir.

Kişilerarası ilişkilerde de bazı zorluklar ortaya çıkabilir. Duyguları tanımlamakta zorlanan bir kişi, partnerinin veya arkadaşının duygularına nasıl karşılık vereceğini belirlemekte güçlük çekebilir. Bu durum dışarıdan ilgisizlik veya mesafeli davranış olarak yorumlanabilir. Oysa kişinin karşısındaki insanı önemsememesi ile duygusal ifadeleri anlamlandırmakta zorlanması aynı şey değildir.

Alexithymia ile empati kavramı da zaman zaman birbirine karıştırılır. Bir kişinin kendi duygularını tanımlamakta zorlanması, başkalarının duygularını hiçbir şekilde anlayamayacağı anlamına gelmez. Empati farklı bilişsel ve duygusal süreçleri kapsar. Bununla birlikte kişinin kendi duygusal durumunu anlamakta zorlanması, bazı sosyal durumlarda karşı tarafın duygusal ihtiyaçlarına uygun tepki vermesini zorlaştırabilir.

Alexithymia farklı düzeylerde görülebilir. Bazı kişiler yalnızca belirli duyguları ifade etmekte zorlanırken bazıları genel olarak duygusal kelime dağarcığını kullanmakta güçlük çekebilir. Bu nedenle internet üzerindeki belirtilerden hareketle kişinin kendisine kesin bir tanı koyması doğru değildir. Duyguların ifade edilmesindeki güçlüğün süresi, yoğunluğu, günlük yaşam üzerindeki etkisi ve eşlik eden diğer özellikler profesyonel değerlendirme sırasında dikkate alınabilir.

Alexithymia ile Yaşamak ve Duyguları Tanımayı Öğrenmek

Duyguları tanımakta zorlanan kişiler için ilk adımlardan biri, yaşanan olay ile bedensel tepki arasındaki bağlantıyı gözlemlemektir. Örneğin bir toplantıdan sonra kalp atışının hızlandığı, omuzların gerildiği veya midede rahatsızlık oluştuğu fark edilebilir. Daha sonra “Bu fiziksel değişiklik hangi durumda ortaya çıktı?” sorusu sorulabilir. Böyle bir gözlem, beden ile duygu arasındaki bağlantının zaman içinde daha görünür hale gelmesine yardımcı olabilir.

Duygu kelime dağarcığını genişletmek de yararlı olabilir. “İyi”, “kötü”, “sinirli” veya “mutlu” gibi genel kelimelerin yanında hayal kırıklığı, endişe, huzursuzluk, mahcubiyet, özlem, rahatlama, kıskançlık veya tatmin gibi daha spesifik ifadeler kullanılabilir. Duygulara daha ayrıntılı isimler vermek, kişinin yaşadığı deneyimi daha net kategorilere ayırmasına yardımcı olabilir.

Günlük tutmak da duygusal farkındalığı geliştirmek için kullanılabilecek yöntemlerden biridir. Her gün yaşanan önemli bir olay, bedensel hisler ve o sırada akıldan geçen düşünceler kısa şekilde not edilebilir. Bir süre sonra belirli durumlarla belirli duygusal veya fiziksel tepkiler arasında tekrar eden bağlantılar görülebilir. Günlük tutmanın amacı edebi bir metin oluşturmak değil, kişinin kendi iç deneyimini gözlemlemesidir.

Duyguların hemen ortaya çıktığı anda isimlendirilememesi de normal kabul edilebilir. Bazı insanlar bir olay yaşandıktan saatler veya günler sonra ne hissettiklerini daha iyi anlayabilir. Bu nedenle kişinin kendisini “Neden o anda ne hissettiğimi bilmiyorum?” şeklinde eleştirmesi faydalı olmayabilir. Duygusal farkındalık bazı kişilerde zaman içinde gelişen bir süreçtir.

İletişimde açık ifadeler kullanmak da ilişkiler açısından yardımcı olabilir. Kişi duygusunun adını koymakta zorlanıyorsa bunu karşı tarafa doğrudan söyleyebilir. “Şu anda ne hissettiğimi tam olarak açıklayamıyorum ama bu durum beni rahatsız ediyor” gibi bir ifade, iletişimde belirsizliği azaltabilir. Böylece kişinin duygusunu hemen doğru şekilde tanımlaması gerekmeksizin yaşadığı deneyim hakkında bilgi vermesi mümkün olur.

Alexithymia ile ilişkili güçlükler günlük yaşamı veya ilişkileri belirgin biçimde etkiliyorsa psikolojik destek düşünülebilir. Bir ruh sağlığı uzmanı, kişinin duygularını fark etme, adlandırma ve ifade etme biçimini değerlendirebilir. Gerektiğinde terapi sürecinde duygu farkındalığı, beden sinyallerini tanıma ve kişilerarası iletişim gibi alanlar üzerinde çalışılabilir. Uygulanacak yaklaşım kişinin ihtiyaçlarına göre değişebilir.

Alexithymia başka psikolojik veya nörogelişimsel özelliklerle birlikte görülebileceğinden, kişinin bütün deneyimini tek bir kavramla açıklamaya çalışmamak önemlidir. Örneğin stres, depresif belirtiler, kaygı, otizm spektrumu veya başka durumlar duygusal farkındalık ve ifade biçimini etkileyebilir. Bu nedenle internet üzerindeki bir belirti listesinden hareketle kesin bir sonuca ulaşmak yerine profesyonel değerlendirme daha sağlıklı bir yaklaşım olabilir.

Yorum yaz